“Waldorf Pedagojisi”nin Temel Unsurları ve Dünyadan Örnekler

  • unnamed (1)
  • unnamed (3) copy
  • unnamed (4)
  • unnamed (5)
  • unnamed (6)
  • unnamed (7)
  • unnamed

Çocuk algımızı yeniden sorgulatan, çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarının neler olduğu, çocukların kendi potansiyellerini gerçekleştirmeye çalışırken yetişkin olarak bizlerin ve eğitimcilerin neler yapabileceği soruları üzerinden kurguladığı sunumu için Clara Aerts’e ve bizi sevgili Clara’yla tanıştırıp bir araya getiren Eğitim Sanatı Dostları Derneği adına Tarhan Onur'a ve Yaka Oyun Grubu Girişimi'nden Pınar Anıl Hacaloğlu'na müteşekkiriz project task management software.

Seminerden notlar:

Çocuk ancak sevgi dolu ortamda gelişip serpilebilir ve ancak ona yaşamı özgürce deneyimleyebileceği, yaşayarak öğreneceği bir alan yaratırsak hayatla anlamlı bir ilişki kurmasını desteklemiş oluruz. İrade sahibi, sorumluluklarını bilen, özgürce düşünen ve hisseden, katılımcı bir toplumsal ilişki içinde var olan bir birey olma sürecini desteklemek için çocuğun birleşme, bir olma, birlik olma halini hissedebileceği o gerçek sevgiyi duyumsamasını sağlamak gerekir.

İnsan doğuştan getirdiği malzemeyi yaşam boyu bir heykeltraş gibi biçimlendirir. 7 yaşına kadar çocuk duyusal bir organ, etraflarındaki her şeyi hisseder, deneyimleyerek içselleştirir, yaşamını ve varlığını çevresiyle kurduğu ilişkiyle anlamlandırır. Sağlıklı ve mutlu bir çocuk olması için fiziksel bedensel hareketine fırsat vererek içsel yaşam güçlerini desteklememiz, kendi kendine öğreneceği alanı yaratmamız ve çocuğu özgür bırakmamız gerekir.

Çocuk karşısında doğru şekilde davranmak ve özü sözü bir olmak gerekir. Çünkü çocuk talimat veya nasihatle değil, taklit ederek öğrenir. Mesela yer çekimi gibi doğa kanunlarını çocuğa sözel olarak anlatmak mümkün değildir. Çocuğun uzamsal bilişsel beceriye erişmesi ancak kendi fiziksel hareketleri aracılığıyla bedeni ve çevresini keşfetmesiyle mümkündür.

Ebeveynler ve eğitimcilerin, çocuk için yapabilecekleri en sağlıklı şeyler, çocuğun kendi içsel ve dışsal dengesini bulabileceği ortamı yaratarak hayatta güçlenmesini ve yaşamın ritmiyle uyum içinde olmasını sağlamaya çalışmaktır. Mesela; doğayla bir ve birlik içinde olma duygusunu içselleştirmesine yardımcı olmak, çocukta çevre bilincini didaktik biçimde oluşturmaya çalışmaktan çok daha işe yarar.

Kendiyle barışık, açık görüşlü, farklılıkları kucaklayan bir insan olabilmesi için çocuğun gelişimsel süreçlerinin sağlıklı biçimde desteklenmesi gerekir. Son olarak geleceğin belirsizliğinde hem kendisi hem de insanlık için faydalı bir dünya vatandaşı olabilmesi için çocuğa sunulması gereken saygı, sevgi ve özgürlüktür.

Seminerde;

  • Çocuğa sormamız gereken ve onunla ilişkideyken bizi yönlendirmesi gereken en önemli sorunun “Çocuk, sen kimsin?” sorusu olduğunu,
  • Waldorf Pedagojisinin çocukların sorumluluk sahibi, kendi inisiyatifleriyle hareket edip düşünen bireyler olmalarını destekleyen, onları özgürlüğe götüren bir pedagoji olduğunu,
  • İçsel özgürlüğümüzle ve çevremizle kurduğumuz ilişkinin birbirine bağlantılı olduğunu,
  • Her çocuğun biricik ve kendine özgü olduğu ve geliştiği,
  • Özgürlüğün sorumlulukla beraber gittiği, çocuğun dünyaya gelirken kendisiyle birlikte getirdiği kalıtsal ve çevresel mirası, kendisi olma yolunda, içsel gücüyle ve bizim ona sunduğumuz ortamla birlikte harmanladığını,
  • İlk 7 yıl için çocuğun gelişimsel ihtiyacının fiziksel sürecinin desteklenmesi, yaşantısında ritmin önemli olduğunu, çocuğun yetişkinleri taklit ederek öğrendiği,
  • Waldorf okullarının sadece bilişsel eğitim kurumları olmadığı, aynı zamanda bugün sahip olmadığımız, yaşayan ve unsurlarının birbiriyle organik bir ilişkide bulunan bir toplumsal yapının metaforu olduğunu, bu anlamda ebeveyn-çocuk-eğitimin iç içe geçen ilişkisinin çocuğun sosyalleşme ve eğitim sürecinin temel unsurlarından biri olduğu ve kuvvetlendirilmesi gerektiği,
  • Waldorf yuvalarının çocuğun kendini en çok güvende hissedebileceği ev ortamlarına benzediği, akademik bilgi kaygısıyla hareket edilmediğinden bu yuvalarda ders kitabı, okumaya hazırlık faaliyetleri, eğitsel doküman bulundurulmadığı,
  • Waldorf yuvalarının doğanın ve evrenin ritminden esinlenen, gün dönümlerini kutlayan, kültürden kültüre bulunduğu topluluklarda içerik olarak farklılıklar gösteren, toplumsal ritüellerin içinde yankı bulduğu yerler olduğu,
  • Waldorf eğitmenlerinin çocukları devamlı gözleyip, bütün ilgisini sadece onlara yönelten kişiler olmadığını, aynı zamanda kendi içsel varoluşunu da okul içinde gerçekleştiren, kendiyle de içsel iletişimini sürdüren kişiler olduğu,
  • Yine Waldorf yuvalarındaki eğitmenlerin okuldaki gündelik hayatında bir parçası olduğu, örneğin her gün ihtiyaç olan ve mutlaka anlamlı bir işle -tohum ekmek, dikiş dikmek, yemek hazırlamak gibi- meşgul olduğunu,
  • Bir Waldorf yuvasının günlük akışının genel olarak nasıl seyrettiğini, yuvalarda günlük ritmin, daha geniş olarak haftalık ritmin ve daha geniş olarak yıllık ritmin nefes alıp verme döngüsünden ilham aldığını,

da anlatan Clara, son bölümde sorularımızı yanıtladı.

Katılan, ilgi gösteren herkese ve ardıl çeviri desteği için BBOM İzmir Kooperatifi ekibinden Özge Somersan’a teşekkür ederiz.

Clara Aerts hakkında:
(IASWECE –Uluslar arası Steiner/Waldorf Erken Çocukluk Eğitimi Birliği- Grup Koordinatörü)

Clara Aerts Belçika’nın Flaman bölgesinde doğdu. Anaokulu öğretmenliği eğitimi aldıktan sonra Waldorf erken çocukluk eğitmenliğini tamamladı. Sanata olan derin ilgisiyle müzik, dans ve tiyatro eğitimleri aldı. Belçika’da 21 yıl Waldorf yuva eğitmeni olarak çalıştıktan sonra kendi ülkesinde ve diğer ülkelerde, eğitmen eğitimleri ve seminerler vermeye başladı. 2008 yılından beri, Flaman Steiner Okulları Federasyonu’nda danışmanlık ve IASWECE’de (Uluslararası Steiner/Waldorf Erken Çocukluk Eğitimi Birliği) Grup Koordinatörlüğü yapıyor. Evli ve yetişkin bir erkek çocuk annesidir.

Tarhan Onur hakkında:
(ESDD Dernek Başkanı)

1947’de Ankara’da doğdu. İki yıl Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okudu, sonra Münih’te Schmidt Dil Akademisi’nde mütercim tercümanlık okudu. Ardından 1969 yılında Viyana’da Tiyatro Bilimi ve Sanat Tarihi ve Felsefe ve Sinoloji okudu. Bazı eğitmen ve gönüllülerle birlikte 2008 yılında Waldorf Girişimi İstanbul ve 2009 yılında Eğitim Sanatı Dostları Derneği’ni kurdular ve Waldorf Pedagojisi Eğitmen Eğitimi seminerlerini başlattılar.

Paylaş:

1 Response

  1. Cok guzel bir seminerdi. Organizasyon icin Bbom Izmir ve Egitim Sanati Dostlari Dernegi'ne tesekkur ederim

Yorum yazın

*